Anasayfa / Genel / Orhan Pamuk Kırmızı Saçlı Kadın

Orhan Pamuk Kırmızı Saçlı Kadın

Kırmızı Saçlı Kadın Doğu/Batı Sentezlemesi


Kırmızı Saçlı Kadın Mitolojik Unsurlar ve Ohan PAMUK

Nobel Edebyat ödüllü usta yazarımız Sn.Orhan PAMUK’un 2016 yılında  kaleme almış olduğu bu eser; içerisinde bulundurduğu  mitolojik unsurlara okuyucuya Doğu/Batı sentezlemesini aktarıyor.Günümüz Türkiyesi’nde geçen Kırmızı Saçlı Kadın hikayesi anlatı içinde anlatı tekniği kullanılarak kaleme alınmıştır.Orhan Pamuk, bu eserinde okuyucusunu zaman zaman çağlar öncesine götürerek bizleri Antik Yunan ve İran toplumlarında mit haline gelmiş olan efsaneleri anlatıyor. Bu mitolojik unsurlar temelinde kadercilik ve bir baba arayışı içierisinde olanalar için ibretlik derecedeki hikayeleri içerir.Kitabımızın ana karakteri Cem de baba arayışı içerisinde olan ve kendi kaderini tayin eden bir kişiliktir.Orhan Pamuk bu eseri hem bizim kültürümüzü hem de batının kültürünü harmanlayarak okuyucuya aktarmıştır.Edebiyatta bu Doğu/Batı Sentezlemesi olarak işlenmiştir. Batının kendine has iyisi ve kötüsüyle doğunun da kendine has iyisi ve kötüsüyle her başlığı ele alınmıştır.Doğu/Batı yaklaşımını bu eserde zaman zaman karakterler üzerinden, zaman zaman ise anlatı içerisindeki anlatırlarla ele alınmıştır. MÖ’yazılmış olan Shopakles’in Kral Odipius eserinde kendi babasını istemden öldüren oğulun, baba katili olarak tarihe geçmesi, Orahan Pamuk un Kırmızı Saçlı Kadın eserinde, ana karakter olan Cem’in hikayenin sonunda istemden kendi babasını öldürmesi ile canlandırılmıştır. Shopakles’in Kral Odipius eseri günümüzden her ne kadar uzun zaman önce yazılmış olsa da, o dönem anlatmak istenen konuyu günümüzde de görebiliyor olmamız mitolojilerin her zaman gerçekleştiğini  sadece farklı karakterler ve mekanalrla  yeniden oluştuğunu  bizlere kanıtlıyor. Shopakles’in Kral Odipius adlı eseri zaten bizlere önüne geçilemeyen kaderin yani KADERCİLİĞİN tanımını veriyor.Orhan Pamuk eserinde bunları Cem’in aslında istemeden ait olduğu topraklardan uzaklaşması, aklında çok farklı planlar varken kaderin onu hiç beklenmedik bir şekilde Öngören Kasabası’na götürmesi, Cem’in aslında önceden babasının sevgilisi olan kadın (Kırmızı Saçlı Kadın) ile birlikte olması ayrıca Cem’in kendisinden bile haberi olmayan bir oğlunun olması gibi unsurlarla bizlere açıklıyor. İşte konu tam da burada bizleri Kral Odipius Hikayesi’ne götürüyor.Batının kendi içerisinde ele alırken toplumun değerlerini incitmediği ve zedelemediği görünüyor.Ancak bu durum bizim toplumumuz için aynısı geçerli değildir.İşte tam da burada bizleri yoğun bir Doğu/Batı Sentezi karşılıyor.Kral Odipius geri döndüğü Theabi Şehri’nde aslında bilmeden kendi annesi ile evlenir ve öz annesinden bir çocuk yapar.Bu durum batıda rahatça ifade edilebilirken bu durum bizim edebiyatımızda mümkün değildir.Toplumumuzda bunu rahatça ifade edemeyeceğini düşünen usta yazar hem anlatı içerisinde anlatı tekniği kullanarak asıl hikaye olan Kral Odipius un hikayesini bizlere eser içerisindeki karakterlerin ağzından aktarıyor, hem de bu durumu ana hikaye olan Cem’in açısından babasının eski sevgilisi olan bir kadını karşımıza ana karakterin aşık olduğu kadın olarak çıkarıyor.

Cem’in babasının eski sevgilisi yani Kırmızı Saçlı Kadın ile birlikte olması bizleri hem hikayedeki batı eserlerindeki içeriklere taşıyor hem de bilmeden kendi annesi ile evlenen Kral Odipius’un kaderini açıklıyor. Belki de bu durum bundan daha farklı bir şekilde işlenemzdi.Bunun yanı sıra Kırmızı Saçlı Kadın’ın saçlarının kırmızı olmasının bir nedeni vardır.Kırmızı Saçlı Kadın’ın bu şekilde anılamsının asıl sebebi tabikide saçlarının rengidir.Fakat burada bir anlam yatar.Bu aslında saçının kendi rengi değil, bir seçimdir. Usta yazar Orhan Pamuk Avrupadaki gençlerin bir yasıması olarak Kırmızı Saçlı Kadın’ı kullanmıştır. Kırmızı saç, avrupada genellikle gençler tarafından tercih edilen ve toplumdaki aykırı tip olarak nitelendirilen genç kadınlar tarafından tercih edilmiştir.Bu durum eserde bir tiyatro oyuncusu olan Kırmızı Saçlı Kadın ile bizlere aktarılmıştır. Kırmızı Saçlı Kadın’ın mesleği olan tiyatroculuk gereği özgür düşüncelere sahip olan, avrupai düşünen ve giyinen, eğlenceyi seven anadolu kültürünü benimsememiş kendisinin de,  ne doğuya ne de batıya ait olduğunu bilmediği bir ruh hali içerisindedir. Bu durum bizlere doğduğu toprakalardan ve aslında ait olduğu kültürden uzak olan bir karakteri görmemizi sağlıyor. Tıpkı kendi şehrinden uzak kalan Odipius gibi. Kendi içerisinde, doğduğu topraklara ait olan ama sanki batıda büyümüş biri gibi karakterize edilmiştir.Bu konuda kırmızı saçlı kadın aydın fakat kültür şokuna girmiş bir karakterdir. Anlatı içerisinde anlatı taktiği kullanıalrak işlenen bir başka konu ise İran Edebiyatı’na ait olan Firdevsi’nin Şahname adlı eseridir. Firdevsi’nin Şahnamesi’nde işlenen ana tema Kral Odipius’un hikayesine benzer. Zaten birbirinden etkilenmiş hikayelerdir bunlar. Yazım tarihine bakıldığı zaman ilk sırada Shopakles’in Kral Odipius adlı eseri gelir. Firdevsi’nin Şahname adlı eseri de bu mitolojiden etikelenerek oluşmuş bir eserdir. Bu eserde ise Kral Odipusta karşılaştığımız baba katili rolün tam tersini görürüz. Yanı bu eserde katil baba; çocuk ise kurbandır. Bu mitolojinin ana unsuru olan Baba Rüstem ve oğul Sührab savaş meydanında karşı karşıya gelir ve baba oğlunu öldürerek oğul katili oalrak tarihe geçer. Oğlunun kansız bedenini elinde tutarken de resmedilir ve bu resim tüm iranda Firdevsinin oğul katili Rüstem’i olarak bilinir. Bu iran mirtelojisi Doğu Edebiyatı’nın ve diğer doğu edebiyatı eserlerinin pek çoğuna doğrudan işlemiştir. Pek çok esere ise doğrudan olmasa bile etkisi bulunmuştur. İşte bu kısımda yazarımız Orhan Pamuk, kendisine Firdevsi’nin şahnamesini rol model alarak Rüstem ve Sührab’ı hikayeye aktarmıştır. Rüstem aslında hiç tanıamdığı bir kadından çocuk yapar ve yıllar sonra bu çocuğu hiç tanıamdan, bir çocuğu olduğunu öğrenir. Bu durumu Kırmızı Saçlı Kadın eserinde Cem’in Öngören Kasabası’nda babasının eski sevgilisi olan kadın ile birlikte olup bir çocuk sahibi olması ve bunu aradan geçen uzun yıllar sonrasıda öğrenmiş olması ile görüyoruz.

Cem tıpkı Firdevsi’nin Şahnamesinde olan Sührab gibi hiç bilmeden ve hesapta olmadan bir kadın ile ilişkiye giriyor ve çocuk sahibi oluyor.Ancak bu çocuklara her ikisi de babalık edemiyor. Babalar tıpkı mitolojilerdeki gibi görevlerini yerine getiremiyor. Firdevsi’nin Şahnamesi’nde her ne kadar Sührab hikayenin sonunda öz evladını öldürmüş olsa da bu durum Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın eserinde tam tersi oalrak yansımıştır. Ancak Cem, yıllar sonra  Öngören Kasabası’na gitmeden önce başına bir iş gelceğini düşündüğünden yanına bir silah alır. Bu silahı kuyunun başında tartışmaya tutuştuğu öz oğlunu korkutmak için cebinden çıkardığında silah istemeden ateşlenir ve cem kendi oğlu tarafından kendi silahı ile öldürürlür. Bir tarafta baba katili olan Kral Odipius diğer tarafta ise oğul katili olan Sürhrab vardır. Orhan pamuk bu iki mitolojiyi de harmanlayarak Cem karakterinin oluşmasını sağlamıştır. Cem kendisinde hem bir baba arayışına çıkmış olan Odipius’u görür hem de kendi oğlunu öldüren Sührab’ı kendisinde görür. Toplumda her zaman bir baba modele ihtiyaç avrdır.Cem’de işte tam da burada kendisine bir baba aramaktadır.Ancak kendi babası gibi olmaktan çekinirken neredeyse ondan bile daha zalim olur. Bu durum da karşısına  mitolojik unsurlarla anlatı içerisinde analtı yapıalrak çıkarılmıştır.Bu durum yer yer anlattığı hikayelerin asıl kaynağını kendisinin bile bilmediği Mehmet Usta’nın hikayelerinden, bazense tiyatroda gördüğü figürlerle karşımıza çıkmıştır.Yunan Mitolojisi ve İran Mitolojisi bu eserin oluşmasındaki ana unsurdur. Hikaye ve olay örgüsü bu iki hikayeye tamamen bağlıdır tek farkları, farklı bir coğrafyada ve farklı bir  zamanda geçiyor olmalarıdır. Bu eserin en önmli anlatısı Orhan Pamuk’un da söylediği gibi “İlk aşk deneyimimiz kaderimizi belirler mi ?” sorusuna mitolojik unsurlar ve Doğu/Batı sentezlemesini harmanlayarak açıklamıştır.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir